Türkiye’nin teknoloji çağrışımlarını, tutumlarını inceleme serüvenimizde artık belirlediğimiz alt unsurların sonuncusuna geldik. Aslında, en “akıllı”sını en sona sakladık… Akıllı teknoloji bizim için ne ifade ediyor, bu kez de buna yakından baktık.

Öncelikle bizler için her şeyin akıllısı mubah, akıllılık daima aranan bir özellik sonuçta insan için: Teknolojinin de insanın doğasından, ihtiyaçlarından esinlenerek, insan tarafından, insan için var edildiğini düşünürsek akıllı teknolojinin nasıl hayatımıza girdiğine ve daha da girmeye devam edeceğine şaşırmamak gerek.

“Akıllı teknoloji” ifadesi biraz çelişkili bir ifade: Daha önceki yazılarda da değinmiştik, teknolojinin genel olarak şaşırtan, hayranlık uyandıran, ileriye dönük bir algısı var ve bu da onu doğası gereği “akıllı” yapıyor. Öte yandan, “akıllı teknoloji” demek, yani bir şeyin akıllılığı konusunda değer biçecek bir pozisyona kendimizi çekerek bir betimleme yapmak onu sempatikleştiriyor ve ondan “tehdit eden” yönleri çekip alıyor: Akıllı teknoloji dediğimiz şeyler aslında akıllı cihazlar, aletler vs. Böyle olunca doğrudan teknolojinin korkutan yanlarının elendiği, tam da istediğimiz gibi işimize yarayan, hayatımızı kolaylaştıran yönlerinin vücut bulduğu şeylerle karşı karşıya kalıyoruz. Bir başka deyişle “akıllı şeyler” aslında teknoloji başlıkları içinde en çok hükmedebildiğimiz grubu temsil ediyor.

Google’a “akıllı şeyler” yazarsanız bulacağınız “akıllı insanların yapacağı 10 şey veya yapmayacağı 10 şey” listelerinden pek öteye gitmeyecek. “Akıllı cihaz” yazarsanız telefonlara, “akıllı alet” yazarsanız da zihni sinir bir yaklaşımla üretilmiş ve “çok iyi fikir” deseniz de çevrenizde pek rastlayamayacağınız ev aletlerine ulaşırsınız. Örneğin, akıllı çalar saat bir paspas şeklinde ve doğrulup üzerine basmadığınız sürece susmuyor, akıllı kumanda yastık şeklinde ve kayıp kumandayı yastıklar arasında arama derdini bitiriyor, ışık oyunlarıyla akan suya renk veren akıllı musluk sistemi ise suyun sıcaklığını yanarak anlamaktan bizi kurtarıyor.

Google’dan önce James Bond veya KITT’e bakmak

Google’ın henüz hayatımızda olmadığı zamanlardan örnekler fikir edinmek isterseniz de zorlanmaya gerek yok; biraz James Bond serisi izlemeniz veya Kara Şimşek dizisindeki KITT’e bakmanız yeterli… Hepsi “akıllı şeyler”le dolu, ve hepsi hayranlık uyandırıcı ve hepsini bir insan kullanıyor, daha iyi bir şeyler yapmak için…

Araştırmacı gözlüğünü takıp bunları biraz sayılara dökersek;

“Akıllı şeyler” teknoloji paylaşımları içinde grupladığımız alt başlıklar arasında %32’lik pay ile en çok yer tutan konu:


Türkiye’de akıllı teknoloji ile ilgili ayda  ortalama 3 bin 300 kadar içerik üretiliyor, dünyada ise ortalama 140 bin civarında. Yani, dünya genelinde üretilen içeriğin her ay yaklaşık yüzde 2,5 kadarı Türkiye’den paylaşılıyor. Google aramalarında giyilebilir teknoloji, akıllı teknolojiye göre yüzde 20 kadar daha fazla aranmakta. Ancak hem Google aramaları hem de sosyal medya paylaşımları yıl içinde sergiledikleri trend açısından paralellik gösteriyor: Zaten haber ve yeni ürün ekseninin baskın olduğu bu dünyada bu paralelliği bekliyoruz.

Bu paylaşımların içinde nelerle birlikte yer aldıklarına, yani akıllı teknolojinin daha çok nelerle anıldığına baktığımızda ise en çok göze çarpan telefonlar, telefon markaları, modelleri… Şaşırtıcı değil çünkü bizim için en tanıdık “akıllı” şüphesiz akıllı telefon… Giyilebilir teknoloji de bunun bir uzantısı olarak göze çarpmaya başlamış durumda.

Paylaşımlar bu eksende olunca aynı zamanda bunun önemli bir boyutunun ürün araştırması ve satın alımı olduğu ortaya çıkıyor.  Öncelikle, içeriklerin ne yönde olduğunu incelersek yapılan paylaşımların daha önce üzerinde durduğumuz diğer alt başlıklarımıza göre daha çok “nötr” olduğunu yani pozitif ya da negatif bir fikir, yorum içermediğini görüyoruz.

Haber paylaşımları, yeni ürün duyuruları ve bununla ilgili paylaşımlar (özellik değerlendirmeleri, ürün kıyaslamaları), fiyat bilgisi içeren paylaşımlar gibi akıllı şeylerin somut özellikleri etrafında şekillenen ve bilgilendirici nitelik taşıyan paylaşımlar ağırlık taşımakta, bunlar da nötr paylaşımlar grubunu büyütmekte. Örneğin “akıllı cihaz” ile ilgili paylaşımların yaklaşık 1/3’ü doğrudan fiyat araştırması, tartışması ve “hangi akıllı cihaz” araştırmaları üzerine gerçekleşiyor. Bu da bize akıllı şeylerin bir bölümünün bizim için gelecekten gelen ve hayatımıza renk katmayı vadeden ürünlerle ilgili (tıpkı James Bond’un o an için dudak uçuklatan ve sonrası için hayatın sıradan bir parçası haline gelebilecek kadar yaygınlaşan saat şeklindeki telefonu gibi) haberlerle, bir bölümünün de halihazırda var olan ve sahip olmayı beklediğimiz, umduğumuz, hakkında daha fazla  bilgi edinmek istediğimiz yeniliklerle (kentsel dönüşüme girmiş ve bitmesini beklediğimiz evimize kurdurmayı düşünebileceğimiz akıllı ev sistemleri ya da kullandığımız cep telefonunun suya dayanıklı yeni modelinin piyasaya çıkacak olması gibi) hayatımıza tutunduğunu gösteriyor.

Hem paylaşımların yukarıda bahsettiğimiz şekildeki içeriğini düşünürsek hem de bahsettiğimiz şeylerin akıllı olsalar da cihazlar, aletler olduğunu ve genel olarak erkeklerin alet, cihaz kullanımına daha meyilli olduğunu göz önünde bulundurursak şu bulgu da hepimiz için beklendik bir sonuç olacak: Akıllı şeyler, bugüne kadar üzerinde durduğumuz tüm başlıklara göre erkeklerin daha aktif olduğu bir konu:


Haddini bilen, yaratıcısını tanıyan teknoloji mümkün mü?

Başta da değindiğimiz gibi, mantık olarak akıllı şeylerin hayatımıza entegre olan, bize hayatı güzelleştirmek, kolaylaştırmak için geliştirilmiş, bizim kullandığımız, kontrol ettiğimiz ürünler olmaları daha önceki yazılarımızda sık sık üzerinde durmuş olduğumuz ilerleyen teknolojinin korku salan boyutunu ortadan kaldırıyor ve insanlık için daha güvenli bir zemin vadediyor: Haddini bilen, yaratıcısını tanıyan bir teknoloji… Peki, paylaşımlardaki duygu kodları da bunu aynen destekliyor mu? İnceden de olsa akıllı şeylerin de insanlığa korku salan tarafları var mı?

Akıllı teknoloji paylaşımlarının çok büyük bölümünü yukarıda da bahsettiğimiz gibi haber niteliği taşıyan veya ürün yorumu içeren paylaşımlar oluşturuyor. Buna bağlı olarak paylaşımların çok büyük bir bölümünde bir duygudan söz etmek mümkün değil; daha çok ürüne yönelik bir beğeni veya eleştiri hakim. Olumsuz duygular barındıran paylaşımlarda yine genellikle bahsi geçen ürünlere yönelik bir memnuniyetsizliğe çok sık rastlanıyor. Konuyu ürünlerden sıyırabildiğimiz ölçüde de yine de tanıdık bir tansiyon noktasını yakalıyoruz: Yarattığı teknoloji karşısında insanın şu an olmasa da gelecekteki olası çaresizliği… Bunu birkaç farklı açıdan değerlendirmek mümkün:

“Bir gün akıllı teknoloji, insandan daha akıllı olabilir mi,” kaygısı daha önceki yazılarımızda da değindiğimiz tanıdık bir kaygı, adeta teknolojik her konunun olmazsa olmazı… Tabii,  söz konusu ürünler robotların aksine halihazırda hayatımızda köklü yer edinmiş durumda olduklarından belki biraz daha tehdit edici ama gücü hala elimizde görebildiğimizden bir o kadar da düşük bir kaygı seviyesinde.

Bir başka boyut, akıllı teknolojinin halihazırda pek çok kullanıcının kapasitesini aşmış durumda olduğuna değinen eleştirel, alaycı yaklaşım ve bunun doğurduğu kaygılar…

-İşlerin “akıllı” yöntemleri haricinde yapılamayacağı bir dönem geldiğinde bunu kotaramayan insanlar ne yapacak?

-Akıllı teknoloji kullanmadan iş yapma yeteneği körelen insan bu teknolojide aksaklık olursa, ondan yoksun kalırsa ne yapacak? Sistemi nasıl idame ettirecek?

-Ve bunlara bağlı olarak ülkeler arasında bir tür soğuk savaş akıllı teknolojiler üzerinden gerçekleşebilir mi? (Örneğin, zaman zaman ortaya atılan genetik analizler yoluyla aynı coğrafyada belirli milletleri doğrudan hedefleyebildiği söylenen kimyasal silahların geliştirilip geliştirilmediği kaygı veren boyuta taşınmış bir akıllı teknolojiye işaret ediyor). Böyle bir durumda “ne kadar akıllı olduğumuz” tartışılır bir noktada kalırsa ne yaparız?

Teknoloji anlayışımız henüz yeterince esnemedi

Yine de yer yer taşıdığı kaygılara rağmen akıllı teknoloji “en avucumuzun içine aldığımız” teknoloji boyutu. Ve aslında farklı aletlerle toplumun farklı kesimlerine erişebilen bir boyut bu… Cep telefonları işadamları için bile çok akıllı, peki içindeki çamaşır miktarını tartıp buna göre suyunu, yıkama süresini ayarlayan çamaşır makinesi, kumaşın cinsine göre ısısını ayarlayan ütü bir ev hanımı için az mı akıllı? Sadece birine akıllı telefon dediğimiz ama diğerine akıllı çamaşır makinesi, akıllı ütü demediğimiz için onlar bu akıllı dünyanın dışında kalıyor değiller, sadece henüz akıllı teknoloji anlayışımız yeterince esnemedi. Oysa, teknolojinin hayranlık uyandırdığı, pozitif niteliklerinin önde olduğu ve rahatsız edici tek yönünün kontrolü kaybetme hissi, bizi tehdit etme noktasına gelirse ne yapacağımız olduğu ülkemizde elde, avuçta gördüğümüz, nasıl da hükmedip hayatımızı kolaylaştırmasına izin verdiğimiz akıllı teknoloji, doğru kullanıldığında markalar için de çok büyük bir fırsat alanı. Bunu sadece belirli ürünlerin üreticileri ile sınırlı görmek için aslında sebep yok. Çünkü aklın yolu bir ve akıllı şeylerin yolu aydınlık…

Pelin Halaçoğlu

 Ipsos, Partnering & Strategic Insight Direktörü

Kaynak: digitalage

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

®  2024 Araştırıyorum 

Düşünceler

Paylaşmak istedikleriniz mi var?

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?