Son çeyrek yüzyılın en dinamik sektörü kabul edilen “modern perakende”, çarpan etkisiyle beraber ekonomide güçlü etkiler oluşturuyor. Gıda perakendeciliği olarak 2016 istatistiklerine göre 105 milyar TL ciro, 35 bin satış noktası  ve 300 binin üzerinde istihdamı olan bir sektörün trendleri, ekonominin de gidişatı hakkında önemli ipuçları veriyor. Sektöre kamusal verilerle bakacak olursak; Türkiye toplam gelir vergisinin yüzde 18’i, kurumlar vergisinin yüzde 26’sı, KDV’nin yüzde 8’i perakende sektöründen sağlanıyor.

Ama, gıda bizi beslerken enflasyon canavarını da büyütüyor. Bu bir iddia değil Merkez Bankası bile, gıda fiyat hareketleri için bütün Anadolu’yu dolaşıyor… En son enflasyon verilerinde, gıdanın yüzde 22 fiyat artışlarına etkili olduğu belirlendi.

Türkiye’de, başka ülkelere göre gıdada fiyat artışları enflasyon verilerinde iki misli daha etkin özellikler taşıyor. En hassas ürünün başında da kırmızı et geliyor. 1 milyon 300 bin ton et talebine karşılık 1 milyon ton arz var. Her durumda bir dengesizlik yaşanabiliyor.

Bu da ayrı bir analize ihtiyaç gösteriyor. Alışverişçilerin trendlerini buna göre de değerlendirmek gerekiyor.

Gıda Perakendecileri Derneği tarafından yapılan “Ortak Gelişim Kongresi”nde konuların en önemlisi “Hızlı Tüketim Ürünlerinde Perakende ve Alışverişçi Trendleri”nin değerlendirilmesi oldu. Nielsen Genel Müdürü Didem Şekerel Erdoğan ve Perakende Hizmetleri Direktörü Tamer Gülsaç, bu alandaki son trendleri, gelişen kanalları, büyümeye katkı sağlayan kategorileri, inovatif yaklaşımları ve yeni trendleri anlattılar.

Perakendecinin elindeki bilgi kıymetli ama işlendiği takdirde vitrindeki mücevher haline gelir. Türkiye’de 225 bin satış noktası bulunuyor. Modern perakende son 12 yılda 4 kat büyümüş olmasına rağmen, geleneksel perakende ile birlikte ancak yüzde 40 civarında bir pay alabiliyor hala. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran en yüzde 50 civarında bulunuyor

Modern Perakendeyi de ulusal marketler, yerel marketler ve indirim marketleri olarak gruplandırdığımızda, son üç yılda indirim marketlerinin yani ağırlıklı olarak BİM, A101 ve Şok olmak üzere yüzde 72 oranında büyüdüğünü görüyoruz.

Peki, kime ne satacaksınız? Satın alanların davranışları, tepkileri nasıl evriliyor? Ürün kategorilerinde ne gibi değişimler yaşanıyor?

Garibime giden en ilginç veri meyve ve sebzedeki tercihler oldu

Avokado, muz ve ananas satışı yükselen meyvelerin ilk üçte geliyor. Satışı düşenler arasında ise soğan, kiraz, kavun sıralamanın başında görünüyor.

Gıdada fiyat artışlarından vatandaş başta olmak üzere ta Merkez Bankası’na kadar sorun olarak gidiyor. Üstelik geçen yıl, “fiyatlar artıyor” diyenlerin oranı yüzde 69 ilken bu yıl yüzde 90’a çıktı.

Ucuzunu alırım diyenler geçen yıl yüzde 58 oranındaysan bu yıl yüzde 84’e çıktığını da biliyoruz. O halde niye ithal meyve ve sebzeleri tercih edip, yerli meyve sebzelerin tüketimini azaltıyoruz. Size de garip gelmiyor mu? Unutmayalım ki yerli meyve sebzede 25 milyar lira değerinde ürünümüz çöpe gidiyor. Fire, kayıp süreçlerini iyileştirmek zorundayız. Analize muhtaç çok veri var.

Yoğun şehir yaşamı da tercihlerimizi değiştiriyor. Tüketiciye kolaylık sağlayan ürünlerde artış gözleniyor.

 

Dondurulmuş gıdalar, paketli ekmek ve kuru kahve ilk üç sırada yerini aldı. Evdışı tüketimde kahvenin çayı geçtiği bir iki ay önce de açıklanmıştı. Dünyanın en fazla çay tüketen toplumu, geleneksel kahvesine tekrar dönüyor. Bunda kahve Makineleri üreten firmaların payını da unutmayalım.

Hızlı tüketimdeki bir diğer kategori de kişisel bakım ürünleri oldu. İlginçtir, bu kategoride saç boyası ilk sırayı kapmış görünüyor. Çalışan kadınların etkisinin büyük olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek.Ev temizlik ürünleri ve süt ürünleri de fiyat artışlarının çok olduğu ürünler arasında bulunuyor. Hızlı tüketim Ürünlerinde fiyat artışı yüzde 6.2 iken, gıda enflasyonu yüzde 12 seviyesine çıkmış durumda.

Yukarıda da belirttik, daha düşük fiyatlı markalara giderim diyenler artıyor. Bu alanda promosyonlu ürünleri tercih ederim diyenler, en iyi fiyat indirimini ve hediye ürünleri takip ediyor. Alışveriş tercihlerinde bir diğer gözlenen durum ise gramaj değişimlerinde görünüyor. Temizlik ürünleri gramaj düşürürken, gıda ürünleri artırıyor.

Sağlık, bütün sektörler için yükselen bir trend olmaya devam ediyor. Haliyle gıdada da bir tercih nedenidir. Kuruyemiş bar ve kefir farkedilir seviyede trendler arasına girdi.

Obezite ile ilgili bir diğer bilgi ise, kilo vermek için hareket yapma yerine yüzde 73 beslenme rejimini değiştiriyor. Taze yiyecekleri tercih ederim diyenler yüzde 58, aha az yağlı yemeyi tercih edenlerin oranı yüzde 48 olarak görünüyor. Haliyle bu yönelim, doğal ve organik gıdalara ilgiyi artırıyor.

Doğal gıdalarda gözlenen yüzde 20 artışın sebebi bu tercihlerden kaynaklanıyor.

İnternet ve mobilitenin yükselişi ile e-ticaret de olumlu etkileniyor. Ancak Türkiye’de bu oran hala yüzde 7 civarında bulunuyor. Yine de geleneksel ve modern perakende rehavete kapılmasın. Çünkü bir önceki yıla göre e-ticaret rakamları ikiye katlanmış durumda.

Gıda yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası ama sürdürülebilir kılmamız için bütün paydaşların bu gelişmeleri de yakından takip etmekte fayda var.

 

Kaynak: thebrandage.com

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Düşünceler

Paylaşmak istedikleriniz mi var?

Gönderiliyor

®  2018 Araştırıyorum 

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?